En

Çikolatanın, dünyanın dört bir yanını saran büyülü hikayesi milattan önce 1000 yıllarına dayanır. Tarihi kalıntılardan elde edilen yazıtlara bakıldığında ilk kez Mayalar bu sihirli lezzeti keşfetmiş ve yetiştirmiştir. Mayalardan sonra Toltekler ve Aztekler kendilerini çikolataya kaptırmıştır. Bu toplumlar, kendileri için neredeyse kutsal bir anlam ifade eden çikolataya Tanrı'nın onuru olan tohum anlamına gelen “cacahualt” adını verdiler. Bu kelime zamanla “chocolatl” olarak değişti.

Dünyanın bugünkü kakao ihtiyacı tropikal iklim kuşağında yetişen kakao ağaçlarından karşılanıyor. Kakao ağacı uygun toprak, ısı ve nem koşullarını bulduğunda çok hızlı büyüme gösterir. Ekildikten sonra sadece dört yıl içinde meyve vermeye başlar. Kakao meyvesi yapısal olarak kavuna benzeyen 25-30 santimlik bir meyvedir. Kakao meyvesinin kendisi değil ama çekirdekleri çikolataya can verir.

Kakao meyvesinin hasadı fazlasıyla nazik bir süreçtir. Meyvenin gövdesinde oluşabilecek en ufak değişimlerin bile ürünü tehlikeye atma riski vardır. Kakao meyveleri teker teker hassas bir şekilde elle toplanır. Çekirdekler yine elle çıkartılıp fermantasyona bırakılır. İşte burası kakao çekirdeklerinin dinlenme zamanıdır. Bu süre ne kadar uzun olursa, kakao aroması o kadar yoğun olur.

Kakao işleme sürecinin can damarı kavurma aşamasıdır. Bu aşamada uzmanlık ve teknoloji devreye girmezse bu kıymetli lezzet en mükemmel seviyesine ulaşamaz. Kavurma aşamasından sonra ezilerek kakao özü adı verilen yoğun krem benzeri hamur oluşturulur. Çikolata hamurunun mükemmel kıvama ve lezzete ulaşması için işlemeden önce 3-4 ay dinlendirilemesi gerekir.

Her çikolata üreticisinin üretim süreçlerinde kullandığı kendine özel reçeteleri vardır. Balin, yıllara dayanan ve kendini kanıtlamış lezzetini, işte bu sır gibi sağladığı reçetesine borçludur.